Merhaba,
Kısa tutacağım.
İşten sonra her gece Benjamin Franklin, o gün neler yaptığını ya da neler yapmadığını ve uğradığı başarısızlıkların nedenlerini tekrar ediyormuş. On üç tane yanlışını ortaya çıkartmış. Özellikle üç tanesi çok rahatsız ediciymiş; Zaman kaybı, Gereksiz işlerle meşguliyet ve İnsanlarla çatışmak. Bu kötü alışkanlıkların üstesinden gelmezse, fazla ileriye gidemeyeceğini fark etmiş. Her birine zaman ayırmaya ve üstesinden gelmek için bir gün, bir hafta ya da ne kadar gerekiyorsa üzerinde çalışmaya karar vermiş. O gün o konuyla ilgili neler yaptığını ve nasıl sonuçlandığının raporunu tutmuş. Bu on üç yanlışı düzeltmek tam olarak iki yılını almış ve hepimiz Benjamin Franklin'in ne kadar büyük bir adam haline geldiğini biliyoruz.
Hadi.
Aklıma takılanlar
29 Mayıs 2019 Çarşamba
26 Mayıs 2019 Pazar
Merhaba
Merhaba,
Taslağımı eve dönerken bir kere daha okudum. Dışarının bütün karmaşasının içinde satırlarına telefon mesajı muamelesi göstermeye kıyamadım. Sakladım sakince okumalıydım...
Eve geldim. Yemek benden bugün. Ön hazırlık tamam biraz soluk vakti ve her satırını sindire sindire okudum. Salatayı yapmamıştım sıra salataya geldi. Şimdi düşünme vaktidir dedim. Yazdıklarını bir bir düşündüm... Bolca yeşillik, havuç tam bi kış salatası bir yandan doğruyorum. Salata da tamam. Limonu, yağı eksik. Hemen koyarsan sebzeler kötü görünür. Hayat gibi onun da zamanı var. Neyse salata da tamam.
Özenli bir sofra.
Ne yaparsam yapayım özenmeye gayret ediyorum. Sanki misafir gelecek gibi diye düşündüm. Çık çık misafir falan da yok. Biz bize yemek yiyeceğiz. Ama olsun bize değer ve değmeli tüm özenli sofralar, detaylar... Hayattan kalabalık sofralar, gülen yüzler, özen...daha liste uzar...
O kadar çok şey bekliyorum ki sonra an geliyor beklenti sıfır! Baya 0 ya! Aslına bakarsan beklentimi kendime indirgiyorum. Başka kimseden bir şey bekle(ye)miyorum. Bunu son altı ay azıcık (hüngür şakır) baya az canım ağlayarak geçirdiğim için anladım. Hani demiştim ya vazgeçtim. Ben de kabullendim. Birileri Vazgeç dediler. Peki derhal.
Bazı konularda haklısın hür irademle vazgeçiyorum. Buna da şükür diyelim. Ama iş gönül meselelerine gelince kafalar karışık. Oradaki geçiş biraz kendinden de geçiş o senden vazgeçiş. Keşke öğrenmeseydim(k) ama. Hayat...
Kırılmadan güçlenemiyorsun ne tezat değil mi? Gözyaşı da yağmur gibi zaten. Sonrası toprak kokusu, gökkuşağı buna inanmak istiyorum. Sana bi itirafda da bulunayım mı? O değnek bana da dokunsun istiyorum. Hatta baya hepimize de dokunsa ya şöyle 180*. Ağız dolusu gülsek hep şifayla. İçimizdeki çocuğun saçı okşansa sevsek, sevilsek... Belki de kısacık bi kelime yetecek.
Huzur...
Hepimize içimize, evimize her yere huzur... Değneğin sırrını azıcık bulmuş olabilirim. Kontrolümüz dahilinde olan başlıklar için. Ama o sonrakinde. İlla gizem, illa heyecan!
Geleyim mi yalnızlığa. Sorsan 3+1 evlerde kalabalığız. Ama zihin? O sanki hala kendi evini arıyor. Aksiyon severiz ya aşık olacağıcaz hatta ulaşılmaz oalcak entrika anında hayaller evlilik. Alış(tırıl)mışız. Düzen bu uymazsan maazallah evde kalırsını yapıştırırlar. Bunların hepsi şöyle dursun. Eğer bi boşluk varsa ve dolması gerekiyorsa. Duam o boşluğu, hayat arkadası kelimesini doldurup taşıracak biriyle tamamlayalım. İçi o kadar kalabalık ki o kelimenin. Hepimizin gönlüne göre olsun. Yani sorun kim ne düşünür diye o kapının çıkışının da olduğunu unutmamak.
Sana yine yazacağım bu konu burda bitmez.:)
Sevgiyle, şifayla, huzurla...
Bitiriken https://www.youtube. com/watch?v=3a5wozOXXoA çalıyordu.
XoXo.
Eda.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)